I. Giriş
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1 Ocak 2018’de yürürlüğe girmesiyle birlikte, işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılacak davalarda önce arabulucuya başvurulması zorunlu hâle gelmiştir. Arabulucuya başvurulmadan açılan dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilmektedir. Bu nedenle işe iade talebinin arabuluculuk aşamasında gerçekten ileri sürülüp sürülmediği, davanın esasına geçilmeden önce cevaplanması gereken bir sorudur. Uygulamada bunun için başvuru formuna ve arabuluculuk son tutanağına bakılmaktadır.
Anayasa Mahkemesi, 3 Mart 2026 tarihli ve 2022/82055 başvuru numaralı kararında bu iki belgenin birbirini tutmadığı bir işe iade dosyasını incelemiştir. Başvuru formunda işe iade seçeneği işaretlenmemiş, buna karşılık son tutanakta işe iade görüşmelere konu edilen hususlar arasında yer almıştır. İşe iadeye bağlı mali haklar, yani boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatı ise hem formda hem de tutanakta talep edilmiştir. Bölge adliye mahkemesi formdaki işaretlemeyi esas alarak davayı usulden reddetmiş, Anayasa Mahkemesi ise Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine oy birliğiyle karar vermiştir. Karar, 21 Eylül 2026 tarihli ve 33377 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Mahkeme, kararında arabuluculuğun dava şartı olarak aranmasının kanuni bir dayanağı ve meşru bir amacı bulunduğunu kabul etmekle birlikte, ihlalin bu şartın somut dosyada aşırı şekilci biçimde uygulanmasından doğduğunu tespit etmiştir. Mahkeme bu sonuca son tutanaktaki beyanları ve işe iadeye bağlı mali hakların talep edilmiş olmasını birlikte değerlendirerek ulaşmış, böylece arabuluculuk kayıtlarının dava şartı incelemesinde nasıl okunması gerektiğine ilişkin bir ölçüt de ortaya koymuştur.
II. Arabuluculuk Başvurusunun Yapılması Ve Son Tutanağın Düzenlenmesi
Arabuluculuk başvurusu dilekçeyle, arabuluculuk bürosunda form doldurularak veya elektronik ortamda yapılabilmektedir. Büroda doldurulan formda işçinin talepleri ücret alacağı, fazla çalışma, kıdem tazminatı ve işe iade gibi hazır seçenekler arasından işaretlenmektedir.
Arabulucunun görüşmelerin sonunda düzenlediği son tutanak ise sürecin sonucunu belgelemektedir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu uyarınca tutanağa sonuç dışında hangi hususların yazılacağına taraflar karar vermektedir.
Yargıtayın yerleşik içtihadına göre, başvuru formu uygulamasının başladığı 2 Haziran 2018’den önce yapılan başvurularda son tutanakta “işçilik alacakları” gibi genel bir ifade kullanılmışsa işçilik alacaklarının tamamının arabuluculuğa götürüldüğü kabul edilmektedir. Bu tarihten sonraki başvurularda ise hangi alacak veya tazminat kalemlerinde anlaşma sağlanıp sağlanamadığını açıkça göstermeyen bir son tutanak, dava şartının gerçekleştiğini ispatlamaya yeterli görülmemektedir. Dolayısıyla 2 Haziran 2018’den sonraki başvurularda hangi talebin arabuluculuğa götürüldüğü, formdaki işaretlemeye ve son tutanaktaki yazıma bakılarak belirlenmektedir.
III. Uyuşmazlık
Alt işveren konumundaki bir güvenlik şirketinde özel güvenlik görevlisi olarak çalışan başvurucunun iş sözleşmesini işveren şirket feshetmiştir. Başvurucu, 18 Şubat 2020’de bu şirket ile asıl işverene karşı İzmir Arabuluculuk Bürosuna başvurmuştur. Formdaki işe iade seçeneği boş bırakılmış, ancak alacak kalemleri arasında ücret, fazla çalışma, kıdem ve ihbar tazminatı gibi kalemlerin yanında boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatı da gösterilmiştir. Formda belirtilen kalemler arasında gemi adamlarının iaşe bedeline ilişkin “g. adamı iaşe b.” kalemi de yer almıştır. İşverenler 24 Şubat 2020’deki ilk oturuma katılmamış, aynı gün düzenlenen son tutanakta karşı tarafın katılmaması nedeniyle anlaşma sağlanamadığı belirtilmiştir. Başvurucu vekilinin tutanağa geçen beyanında formdaki kalemler aynı sırayla yeniden sayılmış, ancak “g. adamı iaşe b.” kaleminin yerinde “g. adamı işe iade b.” ibaresi yer almıştır.
İzmir 11. İş Mahkemesi feshin geçersizliğine, başvurucunun işe iadesine, işe başlatmama tazminatının dört aylık ücret tutarında belirlenmesine ve boşta geçen süre için en çok dört aylık ücret ile diğer hakların ödenmesine karar vermiştir. İşverenlerin istinaf başvurusu üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi bu kararı kaldırmış ve davayı dava şartı yokluğundan kesin olarak usulden reddetmiştir. Daire, formda işe iade seçeneği işaretlenmediğinden bu talebin arabuluculuğa götürülmediğini kabul etmiş, tutanaktaki ibareyi de işe iade talebi olarak değil, formdaki “g. adamı iaşe b.” kalemi olarak yorumlamış ve başvurucunun gemi adamı olmadığına değinmiştir.
IV. Anayasa Mahkemesinin Değerlendirmesi
Anayasa Mahkemesi, davanın dava şartı yokluğundan reddedilerek esasının incelenmemesini mahkemeye erişim hakkına müdahale olarak nitelendirmiştir. Müdahalenin kanuni dayanağının bulunduğunu ve meşru bir amaç taşıdığını kabul eden Mahkeme, incelemesini müdahalenin ölçülü olup olmadığı ve başvurucuya ağır bir külfet yükleyip yüklemediği üzerinde yoğunlaştırmıştır.
Mahkeme bu incelemede öncelikle arabuluculuk sürecinin niteliğine dikkat çekmiştir. Kararda, arabuluculuk zorunluluğunun yalnızca arabulucuya başvuruyla sınırlı olduğu, sürecin işleyişi ve sonucu üzerinde ise tarafların iradesinin belirleyici olduğu belirtilmiştir. Mahkeme, son tutanağın da tarafların beyanına göre oluşturulduğunu vurgulamış, tutanakta işe iade konusunda anlaşılamadığının imza altına alınmasının dava şartının yerine getirildiğinin ispatı niteliğinde olduğunu belirtmiştir.
Somut olay bakımından Mahkeme, Dairenin ibareye ilişkin yorumunu ayrıca ele almamış, son tutanaktaki beyanı başvurucunun işe iadeyi müzakere konusu yapma iradesinin ifadesi olarak değerlendirmiştir. Başvurucunun işe iadeye bağlı mali hakları da talep ettiğini dikkate alan Mahkeme, bu iki olgu karşısında işe iadenin arabuluculuk görüşmelerine dâhil edilmediğinden söz edilemeyeceği sonucuna varmış ve bölge adliye mahkemesinin yorumunu mahkemeye erişim hakkı bakımından katı bir yorum olarak nitelendirmiştir. Mahkemeye göre bu yorum, başvurucuya hedeflenen meşru amaçla orantılı olmayan ağır bir külfet yüklemiş ve mahkemeye erişim hakkının ihlaline yol açmıştır.
Giderim bakımından Mahkeme, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına hükmetmiş ve kararın bir örneğinin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesine iletilmek üzere İzmir 11. İş Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı gerekçesiyle başvurucunun tazminat talebini reddetmiş, ihlal kararının davanın kabulü veya reddi yönünde bir sonuç içermediğini de vurgulamıştır.
V. Genel Değerlendirme
Kararın ortaya koyduğu ölçüt, dava şartı incelemesinde başvuru formunun, son tutanaktaki beyanların ve işe iadeye bağlı mali hakların talep edilip edilmediğinin birlikte değerlendirilmesidir. Buna göre formdaki bir eksiklik tek başına usulden ret gerekçesi yapılamamaktadır. Bununla birlikte karar, işe iade talebinin ne formda ne de son tutanakta yer almadığı bir dosyada da dava şartının gerçekleşmiş sayılacağı anlamına gelmemektedir.
İşe iade talebiyle arabulucuya fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde başvurulması gerektiğinden, istinaf aşamasında verilen bir usulden ret kararı çoğu zaman işçinin hak kaybına uğramasına yol açmaktadır. Bu nedenle işçi veya vekili başvuru formunda işe iade seçeneğini işaretlemeli, son tutanakta da işe iade talebinin kısaltma kullanılmadan, bu mali haklarla birlikte yazılmasını sağlamalıdır. İşverenin katılmadığı görüşmede tutanak yalnızca işçinin beyanına göre düzenlendiğinden, tutanağın uyuşmazlığı doğru yansıtıp yansıtmadığını denetlemek isteyen işveren görüşmeye bizzat veya yetkili temsilcisi aracılığıyla katılmalıdır. Dava şartı itirazında bulunacak işveren de itirazını tek bir form alanına değil, arabuluculuk kayıtlarının bütününe dayandırmalıdır.