Sosyal Medya Hesapları Nasıl Korunur?
A. Giriş
Sosyal medya, bireylerin ve kurumların günlük yaşamdaki görünürlüklerini arttıran, iletişim ve pazarlama faaliyetlerini yürütmelerine imkân tanıyan vazgeçilmez dijital platformlar haline gelmiştir. Sosyal medya hesapları; kişisel kullanım amaçlı hesaplar, ticari hesaplar (örneğin; influencer hesapları) ve kurumsal hesaplar olmak üzere farklı amaçlar ile oluşturulmaktadır. Dolaysıyla, türüne ve kullanım amacına göre söz konusu hesaplar ve bu hesaplarda paylaşılan içerikler yer yer kişisel veri, ticari veri, reklam/pazarlama materyalleri ve hatta zaman zaman fikir ve sanat eserleri niteliğinde içerikler ile tescilli markalar içerebilmektedir.
Ancak bu platformlar üzerinde oluşan hesaplar, paylaşımlar ve içerikler hukuka aykırı müdahalelere maruz kalabilmekte; içeriklerin izinsiz kullanımı, kopyalanması, hesapların ele geçirilmesi gibi ihlaller hukuki süreçleri beraberinde getirmektedir. Bu makalede, sosyal medya hesaplarının Türk hukukunda nasıl korunduğu; kişisel verilerin korunması hukuku, borçlar hukuku, fikri mülkiyet, sınai mülkiyet ceza ve bilişim hukuku açısından ele alınacaktır.
B. Sosyal Medya Hesaplarının Korunmasına İlişkin Hukuki Yollar
1. Kişilik Haklarının Korunması
Kişilik haklarının korunması ile ilgili temel hükümler
TMK’nın ilgili maddeleri ile, hem kişilerin herhangi bir hukuki işlemle hak ve fiil ehliyetlerinden, temel hak ve özgürlüklerinden vazgeçemeyeceği ve bunları hiçbir şekilde sınırlayamayacağı hem de kişilik hakkına saldırı teşkil eden üçüncü kişilerin hukuka aykırı fiilleri karşısında kişinin koruma talep edebileceğini düzenlemektedir. Kişilik haklarına saldırı halinde üç farklı dava açılabileceği öngörülmüştür: i) saldırının durdurulması, ii) saldırının önlenmesi veya iii) saldırının tespiti.
Bununla birlikte, tazminat davası açarak maddi veya manevi zararını talep edilmesi de mümkündür. Bu noktada belirtmek gerekir ki, hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir. İhlal sonucu elde edilmiş bir kazancın varlığı halinde ise, vekaletsiz iş görmeye dayanarak bu kazancın iadesinin de dava konusu yapabileceği açıkça düzenlenmiştir.
2. Kişisel Verilerin Korunması
Sosyal medya hesaplarında paylaşılan içerikler çoğu zaman kişisel veri niteliğini taşımakta olup, bu veriler XNUMX sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“KVKK”) kapsamında korunmaktadır. Sosyal medya platformları kullanıcıların kişisel verilerini (örneğin ad, e-posta adresi, IP bilgileri vb.) işler ve bunları belirli amaçlar için kullanır. Özellikle bu tür verilerin işlenmesinde platformlar KVKK kapsamında veri sorumlusu olarak kabul edilir ve bu nedenle bu verilerin hukuka aykırı işlenmesini ve bunlara erişilmesini önlemekle yükümlüdür.
Kullanıcıların hesaplarını oluştururken veya kullanırken paylaştıkları verilerin paylaşım amacı dışında, yani veri sahibinin rızası dışında kullanılması/paylaşılması durumunda, platformun yeterli idari ve teknik önlemleri almaması nedeniyle bu verilere veya doğrudan kullanıcı hesabına yetkisiz erişim (örneğin, bilgisayar korsanlığı) elde edildiğinde, veri sahipleri doğrudan veri sorumlusu unvanını taşıyan platforma başvurabilirler. Bu başvuru cevapsız kalırsa/başarısız olursa Kişisel Verileri Koruma Kurumu'na şikayet prosedürlerine başvurabilirler.
Ancak hatırlatmak gerekir ki, şikayet prosedürünü sonucunda Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından verilecek kararlar sonucunda ilgili kişi maddi bir şekilde tazmin edilmeyecek olup, başvuru Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından ilgili veri sorumlusu aleyhine idari para cezasına hükmedilmesi ve/veya veri işleme faaliyetinin durdurulması, kişisel verilerin silinmesi/yok edilmesi/anonimleştirilmesi veya belirli bir süre içinde belirli tedbirlerin alınması gibi yükümlülükler getirilmesi ile sonuçlanacaktır.
KVKK'nın 14(3). maddesi uyarınca kişilik hakları ihlal edilenlerin, genel hükümlere göre tazminat hakkı saklıdır. Kişisel verilerinin hukuka aykırı işlenmesi nedeniyle maddi veya manevi zarara uğrayan bir kişinin, zararının tazmini için genel mahkemelerde ayrıca bir tazminat davası açabilme hakkı bakidir.
3. Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku Kapsamında Koruma
Nitekim, dijital çağda "eser" kavramı, geleneksel FSEK tanımlarının ötesine geçmektedir. Geleneksel olarak FSEK, eserin "hususiyetini" ve belirli kategorilere (ilim, edebiyat, güzel sanatlar, sinema) dahil olmasını vurgularken, sosyal medya içerikleri çoğunlukla kısa formatta olacak şekilde ve bazen farklı kişiler tarafından ortaklaşa üretilmektedir. Dolayısıyla günümüzde, "eser" kavramının yeni dijital ifade biçimlerini de içerecek şekilde daha geniş ve kapsayıcı yorumlanması gerekmektedir.
Benzersiz bir şekilde stilize edilmiş bir fotoğraf veya videodan, iyi yapılandırılmış bir blog yazısına veya ayırt edici bir dijital sanat eserine kadar geniş bir sosyal medya içeriği yelpazesinin yasal olarak "eser" olarak tanımlanması mümkündür. Sonuç olarak, bu tür içeriklerin izinsiz kullanımı, paylaşımı veya değiştirilmesi FSEK sorumluluğunu tetikleyebilir.
Eser sahibinin mali ve manevi hakları ihlal edildiğinde başvurulabilecek hukuki yollar mevcuttur. FSEK’in 66.-72. maddeler arasındaki hükümleri, eser sahibine tazminat, tecavüzün durdurulması, önlenmesi veya tespiti gibi davaları açma hakkı tanır.
FSEK’in 68. maddesi, mali haklara tecavüz halinde eser sahibine özel bir tazminat talep etme hakkı tanır. Buna göre, izinsiz çoğaltan, yayan, temsil eden veya umuma ileten kişilerden, sözleşme yapılmış olsaydı talep edilebilecek bedelin veya belirlenen rayiç bedelin en fazla üç katı kadar bir tazminat istenebilir. Özellikle sosyal medya gibi dijital ortamlarda içeriğin hızla yayılması ve fiziksel olarak tamamen ortadan kaldırılmasının zorluğu göz önüne alındığında, bu metot önemli bir stratejik alternatif olarak karşımıza çıkmaktadır.
Manevi ve mali haklara tecavüz halinde maddi/manevi tazminat da talep edilebilir. Tecavüze uğrayan kişi tazminattan başka temin edilen kârın kendisine verilmesini de isteyebilir. Ancak bu halde 68. madde uyarınca talep edilen bedel indirilir.
FSEK’in 71. maddesi, eser sahiplerinin manevi, mali ve bağlantılı haklarına yönelik ihlallerin suç sayılmasını ve cezai yaptırımlara tabi tutulmasını düzenler. Bu madde kapsamında belirtilen fiilleri işleyen kişiler hakkında hapis cezası veya adli para cezalarına hükmedilmesi de söz konusu olabilecektir.
4. Sınai Mülkiyet Kanunu Kapsamında Koruma
Marka hakkı,
Tescilli bir marka, marka hakkı sahibine münhasır haklar tanır ve ihlal durumunda doğrudan SMK kapsamında cezai ve hukuki yolların uygulanmasını kolaylaştırır. Bu yollar arasında marka sahibinin açabileceği tecavüzün tespiti, durdurulması ve önlenmesi davaları gibi dava türleri bulunmaktadır. Marka sahibi, ihlal nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararların tazminini de talep edebilir. SMK’nın 30. maddesi, marka hakkına tecavüz suçlarını ve bunlara uygulanacak cezai yaptırımları düzenlemektedir. Dolayısıyla marka ihlali suçları, özel hukuk düzeyinde tazminat sorumluluğu doğurmakla kalmaz ceza hukuku açısından yaptırıma tabi olabilir. Bu durum, marka hakkına tecavüzün çok yönlü bir hukuki korumaya sahip olduğunu göstermektedir.
Tescilsiz markalar ise
5. Ceza Hukuku Kapsamında Koruma
Sosyal medya hesaplarına yönelik hukuka aykırı müdahaleler,
Örneğin, bir kişinin sosyal medya hesabına veya e-posta adresine izinsiz erişim sağlaması TCK’nın 243. maddesi kapsamında “bilişim sistemine girme” suçunu teşkil edebilir. Nitekim, suç "hukuka aykırı giriş" fiili ile gerçekleşir, ayrıca bir zarar veya başkaca birtakım sonuçların gerçekleşmesi gerekmemektedir.
Sosyal medya hesabına izinsiz girip şifre değiştirerek erişimi engelleme eylemleri gibi eylemler ise TCK’nın 244. maddesi kapsamında “sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme” suçu olarak değerlendirilebilir.
Ayrıca, TCK’nın 136. maddesi, kişisel verileri hukuka aykırı olarak bir başkasına verme, yayma veya ele geçirme eylemleri için de cezai yaptırımlar öngörmüştür. Bu suç, kişisel verilerin korunması hukukunun ceza hukuku boyutunu oluşturur. Sosyal medya bağlamında, başkasının kişisel verilerini sahte hesap açarak yaymak veya gizli bir hesabı ele geçirerek hesapta yer alan bilgileri yaymak bu suç kapsamına girebilecektir.
Hatta bazı durumlarda, bir görüntü veya ses kaydının içeriği ve niteliği detaylı bir şekilde incelendiğinde, kaydın kişinin "özel yaşam alanına" ilişkin olduğu tespit edilirse, bu durumda ihlal, TCK’nın 134. maddesi kapsamında özel hayatın gizliliğini ihlali suçu kapsamına da girebilir. Ele geçirilen sosyal medya mesajlarının paylaşılması gibi durumlar, TCK’nın 132. maddesi uyarınca haberleşmenin gizliliğini ihlal kapsamında suç teşkil edebilir.
Eylemlerin bir suç teşkil ettiği durumda eylemi gerçekleştirenlerin hapis ve adli para cezası ile cezalandırılması söz konusu olacaktır, ki bu yaptırımlar da eylemleri gerçekleştirenler açısından caydırıcı niteliktedir.
Bilişim suçları ile özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçların, savcılık tarafından re’sen soruşturulması gerekir. Başka bir deyişle, suç, şikâyete tabi değildir. Ancak pratikte, bu suçlar genellikle Cumhuriyet Savcısı tarafından mağdurların ihbarı üzerine öğrenilmektedir. Dolayısıyla böyle bir durumda, Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına ihbarda bulunulması önem arz etmektedir.
6. Bilişim Hukuku Kapsamında Koruma
İçerik sağlayıcı, yer sağlayıcı, erişim sağlayıcı, sosyal ağ sağlayıcı ve toplu kullanım sağlayıcıların yükümlülük ve sorumlulukları ile internet ortamında işlenen belirli suçlarla mücadeleye ilişkin esas ve usuller
İlgili kanun gereğince, internet ortamında yapılan yayınların içeriği nedeniyle özel hayatlarının gizliliğinin veya mahremiyetinin ihlal edildiğini iddia eden kişiler doğrudan Bilgi Edinme ve Kişisel Verilerin Korunması Kurumuna başvurabilirler. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ( "BTK”) erişim engelleme tedbirinin uygulanmasını talep etmek için gerekli bilgi ve belgelerle birlikte talepte bulunulması gerekmektedir.
Herhangi bir usuli eksiklik olmaması durumunda talep en geç 24 saat içinde yerine getirilir. Erişimin engellenmesini talep eden kişiler, talepte bulunduğu saatten itibaren 24 saat içinde sulh ceza hâkiminin kararına sunmalıdır. Hâkim, özel hayatın gizliliğinin ihlal edilip edilmediğini değerlendirerek vereceği kararını en geç 48 saat içinde açıklar ve doğrudan BTK’ya gönderir; aksi hâlde, erişimin engellenmesi tedbiri kendiliğinden kalkacaktır.
Bununla birlikte, ilgili kanunda, özellikle yurt dışı kaynaklı ve Türkiye’de günlük 1 milyondan fazla erişimi bulunan sosyal ağ sağlayıcılara, temsilci atama, BTK’ya bildirimde bulunma ve içerik yönetimi konularında çeşitli yükümlülükler getirilmiştir. Bu yükümlülüklere uyulmaması halinde BTK tarafından bant daraltma yaptırımı talep edilebilmekte ve ciddi idari para cezaları uygulanabilmektedir.
Bu düzenlemelerin en önemli boyutlarından biri ise bireylere tanınan doğrudan başvuru hakkıdır. Türkiye'den günlük erişimi 1 milyondan fazla olan sosyal ağ sağlayıcılar, 48 sayılı Kanun'un Ek 4. maddesi uyarınca çıkarılan "Sosyal Ağ Sağlayıcılar Hakkında Usul ve Esaslar Hakkında Kurul Kararı" kapsamında, kişilerden gelen içerik çıkarma veya erişim engelleme taleplerine en geç 5651 saat içinde yanıt vermek zorundadır. Bu düzenlemeler, internet ortamındaki yayın içeriğinin hukuki sorumluluklarını detaylandırırken, bireylere özel hayatın gizliliğinin ihlali durumunda hızlı sonuç veren mekanizmalar sunmaktadır.
7. Türk Ticaret Kanunu Kapsamındaki Koruma
Günümüzde, ticari sosyal medya hesapları işletmeler açısından yalnızca birer iletişim aracı olmaktan çıkmış, markanın itibarını ve ekonomik değerini yansıtan dijital ticari varlıklar haline gelmiştir. Bu çerçevede, söz konusu hesapların hukuki statüsünün mevcut mevzuat kapsamında yeniden ele alınması ve gelişen ihtiyaçlara göre değerlendirilmesi önem arz etmektedir.
Ticari sosyal medya hesaplarının ele geçirilmesi, haksız yere bloklanması, yanıltıcı/sahte hesaplarla taklit edilmesi veya alan adı/ reklam manipülasyonları gibi durumlar işletmeler için ciddi maddi ve manevi kayıplara yol açma potansiyeli taşımaktadır. Bu tip eylemler
Böyle bir durumda, müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olanlar, fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin men’ini, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini, kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini veya TBK’nın 58. maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini talep edebilecektir.
Bu noktada önemle belirtmek gerekir ki, haksız rekabet hükümleri, ancak tacirlere uygulanacağından, bu suçun faili tacirlerdir. Ticari şirketler, dernekler ve vakıflar gibi tüzel kişiler de ticari işletme işletmeleri halinde tacir sayılır. Ticaret şirketleri, söz konusu ihlalleri sosyal medya platformları üzerinden gerçekleştirmeleri halinde de haksız rekabet hükümlerine tabi olabilirler.
İlaveten, TTK’nın 62. maddesinde haksız rekabet suçlarını ve yaptırımlarını düzenlenmektedir. Suçun soruşturulması şikayete bağlıdır. Hukuk davasını açma hakkını haiz bulunanlardan birinin şikâyeti üzerine, ihlalde bulunanların söz konusu fiiller dolayısıyla hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılma ihtimali de bulunmaktadır. Haksız rekabet fiilinin bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine karar verilebilmektedir.
C. Sonuç ve Değerlendirmeler
Sosyal medya hesaplarının ihlali halinde Türk hukukunda birden fazla koruma yolu mevcuttur. Kişilik haklarının korunmasından ceza hukukuna, borçlar hukukundan fikrî haklara kadar farklı alanlarda hukuki yollara başvurularak hesapların korunması, zararların giderilmesi ve ihlali gerçekleştirenlerin cezalandırılması veya caydırılması mümkün hale gelmektedir. Bu farklı disiplinler, dijital varlıkların korunmasında müstakil ve tamamlayıcı roller üstlenmektedir.
Dolayısıyla, sosyal medya hesaplarının korunması, çok disiplinli bir yaklaşım gerektiren dinamik bir alandır ve çok katmanlı bir yaklaşımla ele alınmalıdır. Gelişen teknoloji ve sosyal medya kullanımının artışıyla birlikte bu alandaki hukukî mekanizmaların etkin kullanımı kritiktir. Bireylerin ve kurumların dijital varlıklarını etkin bir şekilde koruyabilmeleri için mevcut hukuki yolları iyi anlamaları büyük önem taşımaktadır.
Söz konusu ihlallerin tespiti, delillendirilmesi, zararın ortaya konması ve nedensellik bağının ispatı, dijital delillerin doğasındaki kırılganlık ve manipüle edilebilirlik nedeniyle pratikte önemli zorluklar barındırmaktadır. Her ne kadar, hukuk sistemi, yukarıda bahsedilen çeşitli düzenlemelerle bu alandaki suçlarla mücadele etmeye çalışsa da, hukuki süreçlerin karmaşıklığı ve teknik bilgi ihtiyacı, mağdurlar için ek yükümlülükler getirmektedir.
Bu zorlukların üstesinden gelmek ve hukuki süreçte başarı şansını artırmak için mağdurların hukuki süreçleri başlatmadan önce proaktif ve stratejik adımlar atmaları önemle tavsiye edilmektedir. Eğer mümkünse, eylem fark edildiği anda ilgili tüm dijital içeriklerin (mesajlar, paylaşımlar, profiller) ekran görüntüleri ve video kayıtlarının alınması, URL'lerin/tarih/saat bilgilerinin kaydedilmesi, Türkiye Noterler Birliği'nin E-Tespit hizmeti aracılığıyla noter onaylı tespit raporu alınması, alanında uzman bir adli bilişim uzmanından destek alınması, eylemin gerçekleştirildiği sosyal medya platformuna veya diğer dijital hizmet sağlayıcısına (e-posta, banka vb.) durumun derhal bildirilmesi ve sürecin başından itibaren profesyonel hukuki destek alınması oldukça önemlidir.