Distribütörlük Sözleşmesi

Av. Ali Yurtsever

 I. Distribütörlük Sözleşmesinin Hukuki Niteliği

Türk hukukunda distribütörlük sözleşmesi (bayilik sözleşmesi olarak da anılmaktadır) kavramı net bir tanımı haiz olmayıp, karmaşık bir yapıya sahiptir. Genel olarak, üretilen malların ve hizmetlerin ilgili tüketicilere ulaştırılmasına hizmet eden sözleşmeler dağıtım sözleşmeleri olarak nitelendirilmektedir. Dolayısıyla bu tip sözleşmeler, satıcının, yalnızca üreticinin mallarını alıp satmaktan çok sağlayıcının dağıtım ağına dâhil edildiği sözleşme tipidir ve dağıtım sözleşmeleri arasında bulunan bir alt kavram olarak yer almaktadır. Bir dağıtım sözleşmesinin distribütörlük sözleşmesi olarak kabul edilebilmesi için dağıtıcı lehine münhasır satış hakkının verilmesi zorunlu değildir. Ancak bir distribütörlük sözleşmesinin varlığından bahsedebilmek için, sözleşmenin sürekli olması ve distribütörün kendi adına ve hesabına hareket etmesi gerekmektedir.

II. Distribütörlük Sözleşmesine Uygulanacak Kanuni Hükümler

Distribütörlük sözleşmeleri mevzuatta ayrıca ve özel olarak düzenlenmemiş olduğundan, isimsiz bir sözleşme tipidir. Dolayısıyla distribütörlük sözleşmelerine, yapılarına uyduğu ölçüde diğer sözleşmelere ilişkin hükümlerin kıyasen uygulanması, kıyas yoluyla uygulanacak hükümlerin mevcut olmaması halinde ise Türk Medeni Kanunu’nun birinci maddesi gereğince hakimin hukuk yaratarak çözüm bulması gerekmektedir. Distribütörlüğüm yapısı gereği bir borç-alacak ilişkisi yaratmasından kaynaklı olarak, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisine Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri de uygulanabilir. Her iki tarafın tacir olduğu (tüm şirketler için geçerli durum) durumlarda taraflar arasındaki ilişkiye Türk Ticaret Kanunu’nun genel hükümleri de uygulanmaktadır. Bunlara ilaveten, üretici ve satıcı arasındaki hukuki ilişki, acente sözleşmesine benzer bir menfaat ilişkisi olarak da nitelendirilmekte olduğundan, uygun olduğu ölçüde Türk Ticaret Kanunu’nun acente sözleşmesine ilişkin hükümleri de kıyas yoluyla uygulanabilmektedir

III. Sözleşmenin Süresi ve Önemi

Distribütörlük sözleşmesinin belirli veya belirsiz süreli olarak düzenlenmesi mümkündür. Ancak bu süre ayrımı, sözleşmenin feshi bakımından farklı sonuçlar doğuracaktır. Dolayısıyla, sözleşmenin ilk düzenlenme aşamasında, işin ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin niteliği de göz önünde bulundurularak sözleşmenin hangi süre ile düzenleneceğinin doğru tespit edilmesi oldukça önemlidir.

Belirli süreli distribütörlük sözleşmelerinde tarafların iradeleri, sözleşmenin kararlaştırılan süre boyunca devam etmesi ve belirli sürenin sonunda sona ermesi yönünde olabilir. Bu durumda, sözleşmede belirlenen sürenin sona ermesi ile, herhangi bir ek bildirim yapmaya gerek olmaksızın sözleşmenin kendiliğinden sona ereceği kararlaştırıldıysa, bu sözleşme belirli süreli sözleşme olarak değerlendirilecektir. Bunun aksine sözleşmede süre sonunda herhangi bir bildirim yapılmadığı durumda sürenin uzayacağına ilişkin madde bulunması halinde ise sözleşme belirsiz süreli olacaktır.

Sözleşmelerin, tarafların açık beyanları ile uzatılmasının yanı sıra, tarafların zımni iradeleri ile uzatılması da mümkündür. Bu kapsamda süre bitimini takiben uzatmaya ilişkin yazılı mutabakat olmamasına rağmen distribütörün sağlayıcıya yeni sipariş geçtiği ve sağlayıcının söz konusu siparişleri temin ettiği durumlarda sözleşmenin zımnen uzatıldığı iddia edilebilir. Zımni olarak uzatılan sözleşmeler de aynı şekilde belirsiz süreli sözleşmeye dönüşmüş sayılacaktır.

IV. Sözleşmenin Feshi ve Sonuçları

Yukarıda da belirtildiği üzere, distribütörlük sözleşmesinin feshi ve bu feshin sonuçları, sözleşmenin belirli veya belirsiz süreli düzenlenmiş olmasına göre değişiklik gösterecektir. Özellikle belirsiz süreli sözleşmeler bakımından sözleşmede yer alacak ihbar süreleri ve bu ihbar sürelerinin her iki tarafın da haklarını koruyacak şekilde düzenlenmesi oldukça önemlidir.

a. Distribütörlük Sözleşmesinin Feshi

 Distribütörlük sözleşmesi belirli süreli olarak akdedilmiş ise süresi sonunda veya ihbar öneli tanınmak suretiyle süresinden önce olağan fesih yolu kullanılmak suretiyle veya belirli veya belirsiz süreli olup olmamasına bakılmaksızın haklı bir sebebin varlığı halinde olağanüstü fesih yolu ile sona erdirilebilir. Taraflardan biri tarafından kullanılacak olağanüstü feshin haklı bir sebebe dayanmaması halinde ise haksız fesihten bahsedilecektir.

Sözleşme ile herhangi bir ihbar öneli kararlaştırılmamış olduğu (veya hakkaniyete aykırı olarak çok kısa süreli olarak belirlendiği) hallerde ihbar öneli süresinin ne kadar olması gerektiği ise kanunda düzenlenmemektedir. Acente sözleşmelerine ilişkin hükümlerde bu süre üç (3) ay olarak düzenlenmiştir ancak, bayilik sözleşmelerinin mahiyeti gereği (özellikle tek satıcılık sözleşmeleri bakımından) üç (3) aylık bir ihbar öneli genellikle yeterli görülmemekte, uygun ihbar öneli süresinin olayın durumuna göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Nitekim sözleşmelerin sessiz kaldığı durumlarda Yargıtay’ın stokta kalan malların ve mevcut işletmenin yeniden değerlendirilmesi bakımından altı (6) aylık bir fesih önelinin yerinde olacağına ilişkin kararları mevcuttur.

b. Fesih İhbar Bildirimi Yapılması ve Sonuçları

Belirsiz süreli sözleşmelerde belirlenecek bir ihbar öneli ile sözleşmenin olağan fesih yolu kullanılarak feshedilmesi mümkündür. Ancak bu noktada ihbar önelinin niteliğine ve hukuki sonuçlarına ayrıca değinmek gerekmektedir, zira ihbar öneli süresi ne kadar önemliyse, ihbar önelinin kullanılması halinde ortaya çıkacak sonuçların anlaşılması da bir o kadar önemlidir.

Öncelikle, olağan fesih kapsamında yapılacak fesih ihbar bildiriminin yenilik doğuran bir hak olduğunu belirtilmelidir. Yenilik doğuran haklar, kullanılmalarıyla birlikte yeni bir hukuki durumun ortaya çıkmasına yol açan, kullanılmakla tükenen ve geri alınması mümkün olmayan haklardır. Dolayısıyla, yenilik doğuran hakkın kullanılmasıyla ortaya çıkan hukuki sonuç herkes için geri dönülemez bir biçimde meydana gelir.

Bu nedenle, belirsiz süreli bir distribütörlük sözleşmesi kapsamında taraflardan herhangi birinin diğer tarafa yazılı fesih beyanı göndermesi ve ihbar süresini başlatması halinde, bu fesih ihbarı artık geri alınamaz. İhbar süreli fesih bakımından da fesih hakkı, fesih beyanı karşı tarafa ulaştığı andan itibaren geçerli olmak üzere kullanılmıştır, sadece bu hakkın etkilerini meydana getirmesi belli bir süre sonraya bırakılmıştır. Nitekim Yargıtay kararlarında da fesih ihbarının bu yenilik doğran hak niteliğine değinilmiş ve sağlayıcı tarafından fesih ihbarı yapılmasının, taraflar arasındaki ilişkiyi geri dönülemez bir şekilde bitirdiğine, ilgili fesih ihbarında belirtilen fesih tarihinin ise belirsiz süreli sözleşmenin bitiş tarihini gösterdiğine karar vermiştir.

V. Sözleşmenin Feshi Halinde Distribütörün Yöneltebileceği Talepler

Sözleşmenin süresinde önce feshi halinde tarafların karşılıklı yöneltebileceği taleplerin de ayrıca değerlendirilmesi gerekecektir. Burada esas yatırımı yapan taraf distribütör olduğundan, özellik arz eden talep haklarının genelde distribütöre verilmiştir. Bu taleplerden bazılarının sözleşme ile düzenlenmesi veya sınırlandırılması mümkün olmakla birlikte, bazıları ise spesifik sözleşme türüne (örneğin münhasır/tek satıcı sözleşmeleri) bağlanmıştır.

1. Stokta Bulunan Malların/Ürünlerin Geri Alınması

Distribütörün sözleşme gereği stok yapma yükümlülüğü bulunduğu durumlarda, sağlayıcının stokta kalan malları geri alma yükümlülüğü olduğu iddia edilebilir. Zira yükümlülüklerini ifa etmek adına sürümü artırma faaliyetleri kapsamında stok yapan bayinin, sözleşmenin sona ermesi nedeniyle stokundaki malların riskine katlanmasının hakkaniyete uygun olmadığından bahsedilecektir. Dolayısıyla distribütörlük sözleşmesinde distribütörün stok yapma yükümlülüğünün bulunduğu durumlarda sağlayıcının geri alma yükümlülüğü açıkça düzenlenmemiş olsa bile sağlayıcı, bu malları kural olarak geri almakla yükümlüdür. Ancak, kuralın emredici olmadığı ve dolayısıyla sözleşme ile aksi kararlaştırılabileceğinin de vurgulanması gerekir.

2. Maliyetleri Karşılanamayan Yatırımlar İçin Tazminat

Sözleşmenin olağan fesih yoluyla sona ermesi halinde, distribütör, özellikle sağlayıcının neden olduğu yatırımların maliyetlerini karşılayamamış olabilir. Böyle bir halde, sağlayıcının neden olduğu yatırımlardan maliyetleri henüz karşılanamamış olanlar için sağlayıcıdan tazminat talep etme hakkı olabilir. Ancak bu hakkın her bir fesih için ayrı ayrı olacak şekilde değerlendirilmesi gerekecektir. Zira sözleşmenin olağan fesih yolu ile sona ermesi halinde, bu hakkın kullanılmasının kötüye kullanım olmaması gerekir.

3. Başlanmış Ancak Tamamlanmamış İşlerden Kaynaklanan Zararlara Yönelik Tazminat

Türk Ticaret Kanunu’nun acenteler için getirilen 121. Maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca haklı neden olmaksızın ve ihbar öneline uyulmaksızın feshedilen belirsiz süreli distribütörlük sözleşmeleri kapsamında başlanmış ancak tamamlanmamış işlerden kaynaklanan distribütör zararının üretici tarafından tazmininin talep edilmesi de mümkündür.

4. Genel Hükümler Kapsamındaki Tazminat Talepleri

Belirsiz süreli bir distribütörlük sözleşmesinin sağlayıcı tarafından haklı bir neden olmaksızın derhal feshi halinde Türk Borçlar Kanunu’nun 96. maddesi uyarınca distribütör, sözleşmenin derhal feshi neticesinde yoksun kaldığı kazancın tazminini talep edebilir. İşbu yoksun kalınan kazancın hesaplanacağı süre uygulamada acenteler bakımından, yine acenteler için belirlenen üç (3) aylık ihbar öneli üzerinden hesaplanmaktadır. Ancak Yargıtay’ın belirsiz süreli bayilik sözleşmelerinin ihbar yolu ile olağan feshinde en azından altı (6) aylık bir ihbar önelinin tanınması yönündeki görüşü de bu tazminat talebi bakımından değerlendirilmelidir.

5. Denkleştirme Tazminatı

Türk Ticaret Kanunu’nun 122. maddesi kapsamında, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra acentelere denkleştirme tazminatı talep etme hakkı verilmiş olsa da ilgili maddenin 5. fıkrasında açıkça yazıldığı üzere, hakkaniyete aykırı düşmedikçe sadece tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde kıyasen uygulanabilecektir.

VI. Sonuç

Distribütörlük sözleşmesi, hem taraflar arasındaki ticari ilişkinin niteliği hem de sözleşmede yer verilecek olan şart ve hükümlerin olası sonuçları bakımından oldukça karmaşık bir sözleşme tipidir. Sözleşme belirli veya belirsiz süreli düzenlenebileceği gibi, distribütörü münhasır satış hakkı veren tek satıcılık sözleşmesi olarak veya münhasır olmayan bayilik sözleşmesi olarak da düzenlenebilecektir. Farklı sözleşme tiplerinin ise farklı sonuçları ve fesih halinde taraflara sağladığı farklı avantaj ve dezavantajları olacaktır. Bunun yanı sıra, sözleşme düzenlenirken, özellikle fesih halinde ileri sürülebilecek talepler bakımından da bir değerlendirme yapılması ve tarafların haklarını koruyacak hükümlere yer verilmesi, ileride yaşanacak olası uyuşmazlıkların en az zararla atlatılması için önem arz etmektedir.

CategoryTüm Makaleler
© 2020 ASY LEGAL Law Office. All rights reserved.
logo-footer